Eniyihekim.com tecrübesiyle

Hastalar Sağlık Aramalarında En Çok Hangi Sosyal Medya Kanalını Kullanıyor?

 

sosyalmedya2.jpg

Doç. Dr. Elgiz YILMAZ

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elgiz Yılmaz ile "Sağlık alanında internet ve sosyal medya kullanımı" üzerine yapmış olduğumuz röportaj:

1-Sağlıkla ilgili çözümler için sosyal medyanın hangi kanalları daha çok kullanılıyor?

Toplum sağlığını ilgilendiren konularda dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için daha çok sağlık portalları ve twitter hesapları kullanılıyor. Portallarda uzmanlardan alınan görüşler metin veya video şeklinde yer alıyor. Aynı içerikler kısaltma linkleri ile twitter hesaplarında viral etki yaratmak üzere yayınlanıyor.

2-Hastaların internet üzerinden hekim ve sağlık kurumu araştırması oranlarındaki artışın sebeplerini açıklayabilir misiniz?

İnternetin yaygın ve yoğun kullanımı, artan internet erişiminin beraberinde getirdiği dijital kanalların gelişimi, enformasyonun kolay ve ücretsiz erişilebilirliği birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da iletişim süreçlerini etkilemektedir. Genellikle hastalar ya da bazı belirtiler nedeniyle herhangi bir hastalıktan şüphe eden potansiyel hastalar, herhangi bir sağlık kuruluşu ya da doktora başvurmadan önce sağlıkla ilgili web sitelerine, portallara, bloglara, wikilere, sosyal ağlara, forumlara, doktorların kişisel web sitelerine ve sağlık kuruluşlarının kurumsal web sitelerine başvurmaya başlamışlardır. Türkiye’de hastaların internette tıbbi enformasyon arama davranışları “akut sorunu olanlar” ve “kronik hastalar” şeklinde iki ayrı bölümde değerlendirilmiştir. Akut sorunu hastalar, kendilerinde ortaya çıkan semptomları anlayabilmek için doktora gitmeden önce ve doktora gittikten sonra kendilerine konulan tanı hakkında; Kronik hastalar ise; hastalıklarını tanımak ve güncel tedavi yöntemleri hakkında enformasyona ulaşmak amacıyla internette araştırma yapmaktadırlar.

3-Hastalar, internet üzerinden hekim ve sağlık kurumu araştırması yaparken hangi davranışları gösteriyor?

Yenilenen tıp bilgileri, yeni tanımlanan hastalıklar ve tedavi yöntemleri, gelişmiş medikal cihazlar hasta ve hasta yakınlarının enformasyon gereksinimini arttırmakta; internet temelli kaynaklarda yer alan içerikler bu gereksinimin giderilmesini kolaylaştırmaktadır.

Benker ve Arıkan’ın Türkiye’de (2011) yaptıkları araştırmanın sonuçlarına göre, hastalar, sağlıkla ilgili enformasyon aramak için interneti tercih ediyorlar. “Sağlıkla ilgili konular için internet kullanımının temel amacı; hastalıklar hakkında (%42) ve ilaç etkinliği hakkında (%40) bilgi edinmek olarak belirtilmektedir. İnternet, doktorlar ve ilaçların yan etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla da kullanılmaktadır. Sosyal ağ takipçileri, sosyal ağ siteleri aracılığıyla gidilmesi gereken uzmanlık alanları, tedavi yolları, ilaçlar veya yan etkileri hakkında tavsiyelerde bulunduklarını (%32) ya da öneri aldıklarını (%40) ifade etmektedirler. Anket katılımcıları, sosyal ağları başkalarının medikal sorunlar konusundaki deneyimlerini öğrenmek için de kullandıklarını öne sürmektedir. Araştırmada katılımcıların en çok tavsiye aldıkları konu “bir hastalık hakkında bilgi” (%66) olarak öne çıkmaktadır”(1).

Türkiye’deki Facebook kullanıcılarının yalnızca %2’si 55 yaş üstü olsa da, yaklaşık 30 milyon kullanıcı olduğu düşünüldüğünde hiç de azımsanmayacak rakamlar ortaya çıkmaktadır(2). Bireysel anlamda internetin sağlık iletişiminde kullanılmasına yönelik bir diğer uygulama olarak hazırlanan bloglar da örnek verilebilir. Sağlık alanında faaliyet gösteren hekimler ya da bir sağlık sorunu yaşamış olan hastalar, bu tür bloglar aracılığıyla edindikleri enformasyonu diğer ilgili kişilerle paylaşma çabası içerisine girmektedirler.

4-Hekimin sosyal medya üzerinden aranmasının hastaya sağladığı avantajlar var mı? Neler?

Her hastalığa ilişkin tanımlanmış olasılıklar her bireyde değişiklik gösterebildiğinden, kanıta dayalı tıp anlayışının temel alındığı doktor-hasta iletişiminde, fiziksel muayene ve yüz yüze iletişim esastır. Klinik görüşme sırasında; hastanın doktora neyi nasıl söylediği, doktorun tıbbi hikâye almaya yönelik sorduğu sorulara verdiği yanıtlar, doktora sağlık durumuyla ilgili sorduğu sorular doktorun tanı ve tedavi üzerindeki düşüncesini biçimlendirmektedir. Ancak doktor-hasta arasında az önce belirttiğimiz gibi etkin bir iletişim süreci yaşanabilmesi için hastanın doğru doktora başvurmuş olması gerekmektedir. Sosyal medyada ağızdan ağıza aktarım, şeffaflık ve samimiyet önem kazandığından hastalar çektikleri sıkıntıları tedavi edecek doğru branşı ve doğru doktoru seçmeyi öğreniyorlar.

5-Hekimin sosyal medya üzerinde bulunmasının hekime sağladığı yararlar nelerdir?

Hekimler sosyal medyada varlık göstererek uzman oldukları tıbbi branş hakkında hastaları ve hasta yakınlarını doğru bilgilendirme, irtibat bilgilerini güncelleme, alana katkı yapan çalışmalarını anında ilgililerle paylaşma imkanına sahip olabiliyorlar. Ayrıca bu alanda yapılan araştırmalar doktorların yüzde 39’u hastalarıyla internet üzerinden görüşerek, yüz yüze görüşme ve muayene gerektirmeyen konularda online iletişimin avantajlarından yararlandıklarını belirtiyorlar. Bu sayede doktorların randevu alma, laboratuar sonuçlarını değerlendirme, muayene gerektirmeyen basit konularda danışma hizmetlerini internet üzerinden yapıp, zamandan tasarruf etme yoluna gittikleri bilinmektedir.

6-Hekimler sosyal medyayı ne kadar kullanıyor?

“We are social” sitesinin açıkladığı 2014 verilerine göre Türkiye’de internet kullanım oranı, tüm nüfusa oranla %45. Türkiye’de 35 milyonun üzerinde internet kullanıcısı, 36 milyon aktif Facebook hesabı var. (Sahte hesaplar dahil) Günde ortalama 4.9 saatimizi kişisel bilgisayarlar üzerinden, 1.9 saatimizi mobil cihazlar aracılığıyla internette harcıyoruz. Günde ortalama 2 saat 32 dakikamızı sosyal medyada geçiriyoruz. Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformu olan Facebook’u (%93), sırayla Twitter (%72), Google+ (%70) ve LinkedIn (%33) takip ediyor.

Doktorların internet ve sosyal medya kullanımlarına yönelik güncel araştırma verisi bulmak maalesef zor. Sizlerle Boehringer Ingelheim Türkiye, Klinik Kalite ve İlaç Güvenliliği Departmanı tarafından hazırlanan 604 doktor ve 1204 hastayı kapsayan araştırmanın sonuçlarını paylaşabilirim. Bu araştırmaya göre doktorların %95’inin internette aktif ve zamanlarının % 47’sini bilimsel araştırmalara ayırıyorlar. Doktorların günlük pratiklerine en fazla katkıda bulunan bilgi kaynakları “bilimsel toplantılar” ve “medikal yayınlar / makaleler”. İnternetteki medikal içerikli siteler ise ilaç etkililiği ve yan etkileri hakkında bilgi kaynakları sıralamasında üçüncü sırada yer alıyor. Doktorlar için ilaç firmalarının tıbbi mümessilleri de hâlâ önemli bir bilgi kaynağı olarak görülmekte. Araştırmada doktorların en az takip ettiği bilgi kaynağı ise “ilaç şirketlerinin web siteleri” olduğu ortaya çıktı.

7- Sağlık kurumlarının sosyal medyayı kullanmasının onlar için ne gibi bir yararı olacaktır?

Sağlık kurumları tıbbi kadrolarını, tıbbi teşhis ve tedavi hizmetlerini, sahip oldukları sağlık teknolojilerini daha yakından ve doğru tanıtabilmek için sosyal medyadan faydalanabilirler. Özellikle uzman oldukları bir tıbbi branş var ise bu yönlerini farkındalık yaratacak şekilde vurgulamak için sosyal medya aracılığı ile anlık ve hızlı iletişim kurabilirler.

8- Sosyal medya ve sağlık turizmi arasındaki ilişkiyi ve sağlık kurumlarına etkisini açıklayabilir misiniz?

Türkiye’de şu anda sağlık turizmi adı altında bazı kitle iletişim kanallarında reklam yapan özel sağlık kuruluşlarının uygulamalarını kesinlikle doğru ve etik bulmuyorum. Yabancı hastalara sundukları hizmetleri tanıtırken fiyat bilgisi vererek sağlıkta tanıtım ihlali yapıyorlar.
Sağlık turizminin sadece Sağlık Bakanlığı’nın akredite ettiği sağlık kuruluşları ve aracı kurumlar tarafından yapılması gerekir. İnsan sağlığı geri dönüşü olmayan bir alan, rekabet avantajı yaratacak şekilde satılacak bir hizmet değil.

9- Hasta – hekim iletişimi açısından sosyal medyayı nasıl bir yere konumlandırıyorsunuz?

Tıp biliminin ilerlemesiyle sadece hastanın iyileşmesi değil, sağlıklı bireylerin hasta olmadan yaşamını sürdürebilmesi temel amaç haline gelmiştir. Sağlığın geliştirilmesi kapsamında önleyici hekimlik uygulamalarının yanı sıra hasta katılımlı tedavi modelleri de öne çıkmıştır. Bireysel sağlık durumları hakkında daha fazla sorumluluk almaları teşvik edilen hastalar, doktorlarının yanı sıra gerek merak ve endişeden, gerek doktorlarına kendilerini iyi açamamalarından gerek doktorlarıyla daha etkili iletişim kurabilmek için yeni iletişim teknolojilerini yoğun kullanmaya başlamışlardır.

Doktorların yanı sıra sosyal mecralarda neredeyse tüm kullanıcıların artık birbirlerinin tedavi kararlarını etkilemeye başladığı ve doktor, ilaç, hastalık gibi konularda öneride bulundukları görülmektedir. Sağlık sorunları için internette doğru adreslerden enformasyon alınabilirse, hastanın mevcut sağlık sorununa yönelik olarak doğru enformasyon edinmesini sağlanabilir. Ancak her web sitesi, her “blog” hasta ya da hasta yakınları için sağlık alanında doğru bir referans kaynağı olmayabileceği vurgulanarak, toplumların sağlık okuryazarlık ve teknoloji okuryazarlık düzeylerini artıracak bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.


10- Dijital sağlık uygulamaları ile ilgili ülkemizde son yıllarda ne gibi gelişmeler yaşanmıştır? Kısaca özetleyebilir misiniz?

Bu yılın son yazısında 2015’in sağlık alanında gündeme taşıdığı başlıklara göz attığımızda yeni teknolojilerin hakimiyetiyle karşılaşıyoruz: büyük veri, giyilebilir teknolojiler, mobil sağlık çözümleri ve genomik çalışmaları. Ayrıca nesnelerin interneti ile gündeme gelen Büyük Veri, yeni iş alanları oluşmasına neden olmakla birlikte mevcut alanlarda reform yapılmasını da tetikliyor. Avrupa Komisyonu dijital ajanda kapsamında “Büyük Veri”nin yararlı olacağı başlıca sektörleri sağlık, ulaşım, çevre, tarım, imalat ve perakende olarak sıralamaktadır. Mobil sağlık teknolojileri ile özellikle sağlığın korunması amaçlı önleyici tedavilerde, takip gerektiren kronik hastaların yaşam kalitesinde M2M tabanlı mobil sağlık çözümleri sayesinde iyileştirmeler sağlanabilecek, kritik hastalıklarda yaşam süreleri de uzun vadede yükselecek. Ülkemizde şehir hastanelerinin faaliyet geçmesiyle kişiye özel tıp çözümlerinin de 2017 itibariyle daha yoğun bir şekilde konuşulacağını söyleyebiliriz.

 Doç. Dr. Elgiz Yılmaz

 

 Taylan Benker ve Yelda Arıkan, “Turkish Patients’ Use of Internet and Social Media for Health Care and Drug  Side Effect Information”, Drug Saf, 2011;(34)10:1003 ss.207.

2 Burkay Adalığ, IKU Dergisi, “Sosyal” Tıp, sayı 25, 2011, s.6

Göz atabilirsiniz:



   

En çok okunanlar