Ücretsiz içeriklerin keyfini çıkarın!

Bugün ne öğrenmek istersiniz?

Hasta ve Danışanların Hekim ve Uzmanlar Hakkında En Genel 5 Şikayeti

Türkiye’de, hasta ve danışanların büyük bir çoğunluğu gittiği hekim/uzman hakkında negatif yorum yapmıyor. DoktorTakvimi.com’a girilen yorumların %90’dan fazlası olumlu. Oranı çok düşük de olsa, bu olumsuz yorumların kaynağı nedir bakalım:

1- Bekleme odasında uzun süre muayene olmayı beklemek.

Bu analiz, hizmetin cinsini göz önünde bulundurmaz (özel & sosyal hizmet). O yüzden, çalışma koşullarından dolayı bu yorumlar genellikle sosyal sağlık sektöründeki hekimler ve uzmanlara yapılır. Bu kişilerin bekleme süreleriyle ilgili yapacak bir şeyleri yoktur. Yine de, özel kurumlarda hizmet veren hekimlerimiz/uzmanlarımız için bir şans var. Sizi bekleyen hastaları mümkün olduğunca bilgilendirmelisiniz. Genelde randevu saatleri tam olarak bir kişiye göre ayarlanır. Fakat bir önceki hastanın işi herhangi bir sebeple uzun sürebilir. Bu durumlarda bekleyen hasta ve danışanlarınızı bilgilendirme yoluna gidin. Ne kadar bekleyeceklerini asistanınız aracılığıyla iletebilir ve huzursuzluklarını giderebilirsiniz.

2- Hastayı, danışanı dinlemede eksiklik.

Normalde, bir hekim veya uzmanın bir hastayı/danışanı ortalama dinleme süresi 15 dakikadır. Amerika’da bu sürenin ortalama 45 dakika olduğunu düşünürsek, 15 dakika oldukça kısa bir süre olarak değerlendirilebilir. Kimi zaman 15 dakikanın yetersiz olduğu durumlar da olabilir. O yüzden, hastaların/danışanların kendileriyle ilgilenildiğini hissetmemesi “doğal” diyebiliriz. Ve eğer bu hasta veya danışan sizi değerlendirmeyi ve hakkınızda yorum yazmayı düşünecekse bu durumu göz önünde bulundurmalısınız. O yüzden, hasta ve danışanla mümkün olduğunca ilgilenmeye çalışın ve onu dinleyin. Zaman sizler için oldukça önemli olduğu gibi paralel bir yön izleyen verimlilik de aynı oranda önemlidir.

Bazı durumlarda hasta veya danışan size şikayetinden bahsederken siz, uzmanlığınız ve deneyiminize dayanarak bir sonraki cümlesini bile tahmin edebilirsiniz. Fakat karşınızdaki insanın dinlendiğini hissetmesi, iletişimi geliştirdiği gibi güven duygusunu da ortaya çıkarır.

3- Hasta ve danışanın hatırlanmaması.

Hekim/Uzman başına düşen hasta/danışan sayısının bu kadar yüksek olduğu ülkemizde her bir kişiyi hatırlamak o kadar da kolay değil tabii ki. Türk Sağlık-Sen’in 2014’te yayınladığı araştırmasına göre, Türkiye’de bir hekim/uzman başına 590 tekil hasta düşüyor. Sağlık bakanlığına bağlı hekim ve uzmanlarda ise bu sayı neredeyse iki katı olarak; kişi başına 1023 tekil hastaya kadar çıkıyor. Bu bilgileri göz önünde bulundurarak, çok yoğun çalışan sizlerin; hasta ve danışanlarınızı tek tek hatırlamanızın mümkün olmadığını söyleyebiliriz.

Ama hasta ve danışanlarınızın tüm dosyalarını masanızda tutmanız da mümkün değil. Bu durumda ise, online takviminize kişinin ne için geldiği, daha önce hangi tedavilerin uygulandığı vb. gibi notlar alarak; gerek mobil telefondan gerek bilgisayarınızdan bir tık ile hasta/danışan bilgilerine ulaşabilirsiniz. Bu sayede hem siz hem de hasta ve danışan zaman kazanır, tekrara düşmez ve verimliliğinizi artırırsınız.


Online randevu takviminin tüm detaylarını öğrenin!

Online takvimi keşfedin »   


4- Hekimin/Uzmanın, hasta/danışan ile iletişimi.

Hasta ve danışanlar, hekim ve uzmanlarından biraz anlayış ve empati bekler. Malum, bir hekim/uzman için sürekli hasta/danışan görmek normal olsa da, bir hasta ve danışanın bir hekimi/uzmanı ilk defa görme olasılığı oldukça yüksek. Bu yüzden ilk iletişimde hasta ve danışanlar her zaman kendini güvende hissetmek isterler. Hasta ve danışana, sizinle iletişim kurabildiğini hissettirmek iki taraf için de daha iyi olacaktır. Muayenehaneye gelindiğinde veya sonrasında; bir el sıkışma, tebessüm, teşekkür veya bir değerlendirme istemek, güven duygusunu güçlendiren ve iletişim kurabildiğini hissettiren eylemlerdir.

5- Verilen ilacı ya da yapılan tedaviyi faydalı bulmama.

Kimse kusursuz değildir. Bu tarz bir yorumu görmezden gelmeyin. Hekim/uzman hataları da olabilir. Bizim hekim ve uzmanlarımızla olan konuşmalarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla, hasta ve danışanlar genellikle ilacı alır almaz anında etki bekliyor ve yan etkileri de görmezden gelebiliyorlar. O yüzden, hastaya ve danışana ilaç yazarken ilaç hakkında bilgilendirmeyi detaylı olarak yapın. Hasta ve danışan ile, süreç boyunca iletişime geçiyorsanız, tedavisinin nasıl ilerlediğini sorun. Bu da bizi dolaylı olarak bir önceki başlığa götürüyor. İletişim kurmanın ne kadar önemli olduğu konusu.

İletişim, iletişim, iletişim...

Yukarıdaki listeden de anlaşılacağı gibi, hasta ve danışanlar tarafından gelen şikayetler, tedavi yetersizliğinden veya başarısızlıktan değil, tamamen iletişim eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu yüzden iletişim konusunda biraz daha hassas olmak hem kısa hem de uzun vadede olumlu sonuçlar yaratır.


Online randevu takviminin tüm detaylarını öğrenin!

Online takvimi keşfedin »